Sağlıklı İlişki Nedir?
Sağlıklı ilişki, tarafların kendini duygusal ve fiziksel olarak güvende hissettiği, ihtiyaçlarını açıkça dile getirebildiği ve bireysel kimliğini koruyabildiği karşılıklı bir bağdır. Güven, saygı ve sorumluluk iki yönlü işler. Anlaşmazlıklar aşağılama içermeden konuşulur, kırgınlıklar zamanla onarılabilir niteliktedir.
Sağlıklı ilişkinin merkezinde duygusal güvenlik kavramı bulunur. Duygusal güvenlik, bireyin reddedilme, alay edilme ya da cezalandırılma kaygısı taşımadan kendini ifade edebilmesi anlamına gelir. Duygusal güvenliğin bulunduğu bağlarda taraflar hem olumlu hem de olumsuz duygularını paylaşabilirler.
Sağlıklı bağın bir diğer unsuru karşılık görmektir. Çabanın, fedakârlığın ve ilgi göstermenin tek tarafın omzunda kalmaması üzerine kuruludur. Tek taraflı yürütülen birliktelikler, zamanla duygusal tükenme ve öfke üretir.
Bir diğer nokta ise özerklik, yani bireyin kendi kararlarını verebilme ve karşı tarafa duyulan saygıyı koruyarak oluşturulan bireysel alanları koruyabilme kapasitesidir. İki kişinin tek kimliğe dönüşmesi yakınlık göstergesi değildir. İki ayrı bireyin birbirine gönüllü olarak yaklaşması sonucu yakınlık oluşur.
Bir İlişki Nasıl Olmalı? Sağlıklı Bir İlişkide Olması Gerekenler
Sağlıklı bağ, birbirini destekleyen davranış örüntüleriyle kurulur. Bu davranışlar zaman içerisinde öğrenilebilir ve geliştirilebilir niteliktedir.
Güven ve Öngörülebilirlik
Güven, sözlerle davranışlar arasındaki tutarlılıktan doğar. Verilen sözlerin tutulması, planların haber verilmeden değiştirilmemesi ve zor konularda dürüst kalınması gibi davranışlar güveni besler. Küçük tutarsızlıkların birikmesi ise güveni sarsan asıl etkendir.
Güvenin bir diğer bileşeni öngörülebilirliktir. Bireyin, partnerinin bir sorun karşısında nasıl tepki vereceğini kabaca kestirebilmesi, sürekli tetikte olma halini azaltır. Öngörülemez tepkiler duygusal olarak yorucudur.
Açık ve Yargılayıcı Olmayan İletişim
Sağlıklı iletişimde duygular bastırılmadan, suçlayıcı olmayan bir dille aktarılır. Şikâyetin kişiliğe değil de davranışa yöneltilmesi, tartışmanın büyümesini engelleyebilir. Yani “Böyle davranıldığında incindim” biçimindeki ifadeler, “sen hep böylesin” kalıbından daha yapıcıdır.
İletişim kurarken konuşmak kadar dinlemek de bir o kadar önemlidir. Karşıdaki kişiyi dinlemeden yanıt hazırlamak yerine, konuşan kişiyi anlamaya odaklı bir şekilde söylenenleri dinlemek daha sağlıklıdır. Etkin dinlemede söylenenin yanı sıra söylenmeyen duygu da fark edilmeye çalışılır.
Duygusal Erişilebilirlik ve Yanıt Verme
Duygusal erişilebilirlik, bireyin partnerinin ilgi ve yakınlık çağrılarını fark edip yanıtlayabilme kapasitesidir. Bu çağrılar çoğu zaman küçüktür; bir gözlem paylaşmak, bir fotoğraf göstermek ya da bir iç çekiş bunlara örnektir.
Yapılan bir çalışmada, altı yılın sonunda birlikteliğini sürdüren çiftlerin bu çağrılara %86 oranında karşılık verdiği, ayrılan çiftlerde ise oranın %33’te kaldığı görülmüştür. Bağı besleyen şey büyük jestlerden çok, bu küçük anların toplamıdır.
Karşılıklı Saygı ve Eşit Söz Hakkı
Saygı, farklı bir düşüncenin yanlış olduğu anlamına gelmediğinin kabul edilmesiyle başlar. Kararların tek taraflı alındığı, bir tarafın görüşünün rutin olarak değersizleştirildiği yapılarda saygı zedelenir. Alay, küçümseme ve aşağılayıcı ton, bağı en hızlı yıpratan yönlerdir.
Eşit söz hakkı, ev içi sorumluluklardan finansal kararlara kadar her alanı kapsar. Tarafların her konuda aynı fikirde olması gerekmez, ancak her ikisinin de ortak bir karara katılabilmesi gerekir.
Bireysel Alanın ve Sosyal Çevrenin Korunması
Sağlıklı bir birliktelik, bireyin arkadaşlıklarını, ailesini ve ilgi alanlarını sürdürebildiği bir zemin oluşturur. Sosyal çevrenin daralması, zamanla dış destek kaynaklarının kaybına yol açar. Bu daralma bazen fark edilmeden, birlikte daha çok vakit geçirme isteği görünümünde ilerler.
Kendine ait zamana sahip olmak, bağa duyulan ilgisizlik anlamına gelmez. Aksine, bireysel doyumu yüksek olan kişiler, bağa daha az beklenti ve daha az kırgınlık taşır.
Çatışmayı Yönetme ve Onarım Becerisi
Anlaşmazlıkların çoğu tek konuşmayla kapanmaz. Çiftlerin sürtüşme konularının büyük bir bölümü kişilik yapısı, yaşam ritmi ve değer farklarından kaynaklanır ve çözülmek yerine yönetilmesi gerekir. Burada önemli olan, konunun konuşulabilir kalmasıdır.
Çatışma anlarında olumlu ve olumsuz etkileşimlerin oranı da önemlidir. Uzun süren sağlıklı birlikteliklerde, tartışma sırasında her bir olumsuz etkileşime karşılık yaklaşık beş olumlu etkileşim gerçekleştirildiği gözlemlenmektedir. Mizah, şefkatli bir dokunuş ya da “bu konuda şu yönden haklısın” gibi bir yaklaşım sergilemek, bu olumlu etkileşimler arasındadır.
Gerilimi düşürmek için atılan küçük adımlarla ilişkide onarım gerçekleştirilir. Konuşmaya ara vermek, sesin tonunu yumuşatmak veya özür dilemek onarım girişimi sayılır. Tabii tartışmanın kavgaya dönüşmemesi için bu girişimlerin karşı tarafça kabul edilmesi gerekir.
Cinsellikte Rıza ve Açık Konuşabilme
Sağlıklı bağda cinsel yakınlık, her iki tarafın da istekli ve rahat olduğu koşullarda yaşanır. Rıza; baskı, ısrar ya da suçluluk duygusu yaratma olmadan verilen açık onay anlamına gelir. Rızanın her seferinde yeniden aranması gerekir.
Cinsel yaşamda güçlük yaşanması tek başına sorunlu bir bağa işaret etmez. Önemli olan, bu güçlüğün suçlama içermeden konuşulabilmesi ve gerektiğinde uzman desteğinin gündeme alınabilmesidir.
Ortak Değerler ve Gelecek Uyumu
Aile kurma, çocuk sahibi olma, kariyer önceliği, para yönetimi ve yaşanacak şehir gibi başlıklarda yaşanan uyumsuzluklar, zamanla ilişkiden uzaklaşmaya yol açar. Tanışma aşamasında bu konuların erkenden ve açık bir biçimde konuşulması, sonradan yaşanan hayal kırıklıklarını önleyecektir.